Gazze’de Uluslararası Vesayet
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi, Gazze’de bir Barış Kurulu’nun oluşturulmasını ve Uluslararası İstikrar Gücü’nün görev yapmasını öngören kararı kabul etmiştir. Karar metni ilk bakışta kapsamlı bir güvenlik, yönetim ve yeniden inşa programı sunuyormuş izlenimi vermekteyse de, düzenlemeler dikkatle incelendiğinde planın esasen Gazze’nin yönetsel geleceğini uluslararası bir mekanizma aracılığıyla şekillendirme niyetini barındırmakta olduğu açıkça görülmektedir. Metin; Barış Kurulu’nun yetkileri, Uluslararası Geçici İstikrar Gücü’nün konumlanışı, silahsızlandırma yükümlülükleri ve ekonomik yapılandırma adımlarını içeren maddeler üzerinden Gazze’yi yerel egemenlikten uzaklaştıran bir üst yönetim düzeni kurmaktadır. Bu unsurların her biri uluslararası vesayetin nasıl kurumsallaştırılmakta olduğuna dair belirgin ipuçları taşımaktadır.
Barış Kurulu her ne kadar geçici bir çözüm olarak sunulmakta olsa da, sahip olması öngörülen geniş idari yetkiler nedeniyle Gazze’nin temel yönetsel fonksiyonlarının uluslararası bir yapı tarafından devralınmakta olduğu anlaşılmaktadır. Kurulun mali kaynakları yönlendirme, güvenlik düzenini şekillendirme ve yeniden inşa süreçlerine karar verme yetkilerini üstlenmekte olması, yerel kurumların rolünü doğal olarak ikincil bir konuma itmektedir. Bu yapı geçmişte farklı coğrafyalarda uygulanan geçiş yönetimi modelleriyle benzerlik göstermekle birlikte, Filistin bağlamında siyasi iradeyi uluslararası aktörler lehine yeniden tanımlayan bir araç hâline gelme riskini içinde barındırmaktadır.
Uluslararası Geçici İstikrar Gücü ise yalnızca güvenliği temin etmekle sınırlı kalmamakta; Gazze’nin iç güvenlik düzeninin yeniden yapılandırılmasını denetlemekte ve yerel güvenlik güçlerinin yeniden tasarlanmasına doğrudan müdahil olmaktadır. Ulusal güvenliğin devlet egemenliğinin temel sütunlarından biri olduğu göz önünde bulundurulduğunda bu düzenleme, vesayetin en görünür biçimde kurumsallaştırılmakta olduğu alan olarak öne çıkmaktadır. Güvenlik düzeninin yerel aktörler yerine uluslararası bir yapının denetimine bırakılması, uzun vadede bağımsız bir Filistin güvenlik mimarisinin oluşmasını zorlaştırmaktadır.
Silahsızlandırma hedefi “kalıcı ve kapsamlı” bir süreç olarak tanımlanmakta ve Filistin sahasındaki güç dengelerini kökten değiştirme potansiyeli taşımaktadır. Bu düzenleme silahlı grupların etkisiz hâle getirilmesini yalnızca bir güvenlik adımı olarak değil, oluşturulacak yeni yönetim modelinin ön koşulu olarak sunmaktadır. Böylece silahsızlandırma, uluslararası vesayetin meşruiyet üretme aracı hâline gelmekte ve yerel aktörleri uluslararası mekanizmaya bağımlı kılmaktadır.
Ekonomik yapılandırma maddeleri de benzer bir mantıkla işlemekte; yeniden inşa fonlarının kullanım şekli, önceliklendirilecek projeler ve bölgesel ekonomik dönüşüm kararları uluslararası bir otoritenin yetkisine bırakılmaktadır. Ekonomik bağımlılık tarih boyunca siyasi yönlendirme kapasitesinin en güçlü araçlarından biri olarak ortaya çıktığından, bu düzenlemeler Gazze’nin gelecekteki siyasal hareket alanını daraltan bir çerçeve sunmaktadır.
Bu bütünlük içinde bakıldığında kabul edilen kararın yalnızca pratik bir yeniden yapılanma programı sunmadığı; aksine Gazze’nin yönetişim kapasitesini uluslararası aktörlerin tasarrufuna açmakta olan kapsamlı bir vesayet modelini kurmakta olduğu görülmektedir. Bu vesayet anlayışı çağdaş uluslararası ilişkiler literatüründe kimi zaman “insani müdahale”, “geçiş yönetimi” ya da “ulus inşası” gibi kavramlarla meşrulaştırılmaya çalışılmaktadır.
Cihad İslam YILMAZ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.