CHP’lileştiremediklerimizden misiniz?

CHP’lileştiremediklerimizden misiniz?

Bir sabah seküler uyandınız ama CHP’ye üye olmadığınız için yeterince çağdaş olmadığınızı mı fark ettiniz?

Söylemesi ayıp, artık sekülerliğin bile markası var. CHP’nin adeta tapusunu aldığı bir kimlik türü bu: “Onaylı sekülerlik”. Sekülerim diyorsanız, önce şu sorulara samimiyetle yanıt vermeniz bekleniyor:

  • En son hangi CHP mitingine katıldınız?
  • Sosyal medyada İmamoğlu’nu RT etmeye kaçıncı günde başladınız?
  • Ekrem mi, Mansur mu? (Dikkat, bu soruya “ikisi de değil” deme hakkınız yok.)

Bu sorulara verilen yanıtlar, sizin gerçekten “çağdaş” biri olup olmadığınıza karar verilmesinde önemli rol oynuyor. Yani sekülerliğinizin ne kadar “gerçek” olduğu, CHP ile kurduğunuz duygusal bağın yoğunluğuna göre ölçülüyor. CHP’li değilseniz, sekülerliğiniz en iyi ihtimalle “geçici oturum izni”ne sahip. En kötü ihtimalle ise, “içimizdeki gericiler” kontenjanına girmeniz an meselesi.

İşte tam da bu yüzden, Türkiye’de sekülerlik bir özgürlük alanı olmaktan çıkıp bir sadakat testine dönüşmüş durumda.

Akılcılığın yerine aidiyet, eleştirel düşüncenin yerine imtiyazlı retorikler, çoğulculuğun yerine grupsal bağlılık geçiyor. CHP’nin dışında kaldığınızda, otomatik olarak “geride kalmış” sayılmanız işten bile değil.

Sanki laiklik, bir parti programının eki; Atatürkçülük, parti rozetiyle aktive olan bir özellik gibi…

Ama merak etmeyin: Sekülersiniz ama CHP’li değilseniz, bir umut hâlâ var. Şansınızı belki bir dahaki seçimde deneyebilirsiniz. CHP’li olmanız halinde laiklik hakkınız onaylanacak, modernliğiniz kabul edilecek ve nihayet “çağdaşlar” kulübüne üye olabileceksiniz.

Seküler Dönüştürme Merkezleri: İç Asimilasyonun İnce Yolları

Sekülerlik elbette bir düşünme biçimidir. Ama günümüzde bazı çevreler onu, bir düşünmeme biçimi haline getirmekte fazlasıyla maharetli. CHP çevresinde konumlanan radikal sekülerler, artık sekülerliğin bir “ortak akıl zemini” değil, bir “aitlik yeminine” dönüştürülmesini istiyorlar.
Ve bu yeni dönemde, parti dışı seküler bireyler, gönüllü ya da gönülsüz bir dönüşüme davet ediliyor:
“CHP’lileş ya da sekülerliğini sorgula.”

İronik ama gerçek:

Türkiye’de CHP’li olmayan bir sekülerin, sekülerliğini ispat için sürekli küçük sınavlardan geçmesi gerekiyor.

Mesela…
Bir gün feminist misiniz diye sorulur, ertesi gün Diyanet hakkında ne düşündüğünüz ölçülür.
Bir yandan Netflix dizileri üzerinden “medeniyet seviyesi” test edilirken, öte yandan İstanbul Sözleşmesi’ne ilişkin çıkışlarınız gözlemlenir.


Ama dikkat: Tüm bu cevaplar, CHP’nin “ana seküler çizgisine” uygunsa geçerlidir.
Yoksa geçmiş olsun.

O andan itibaren, “liboş”, “yetmez ama evetçi”, “sol liberallerin torunu” gibi kavramlar üzerinize boca edilir.

Sosyal medyada bu dönüşümün kamusal yüzleri de vardır. Özellikle Twitter (pardon, X) gibi mecralarda, dönüşümün rehberliğini yapan influencer sekülerler, seküler dünyaya yeni girenleri hizaya çeker:

“Sekülersin ama neden CHP’yi eleştiriyorsun? Bu ne perhiz bu ne lahana tweet?”

Zaten çoğu zaman bu “hizaya çekilme” süreci, bir tür seküler rehabilitasyon programı gibi işler.

  • Birinci aşama: CHP’ye mesafeli olmanın “ayıp” olduğunu kavrama,
  • İkinci aşama: Ekrem Bey’e yönelik her eleştirinin “dış güçlere hizmet ettiğini” öğrenme,
  • Üçüncü aşama: Parti tüzüğünü ezberlemeye gerek duymadan, onun ruhuyla uyumlu tweetler atabilme becerisi kazanma.

Bu “iç dönüşüm kampı”nın amacı bellidir:
CHP’li olmayan seküler bireyleri, önce ‘ılımlı sempatizana’, sonra da ‘mürit düzeyinde sadakat gösterene’ dönüştürmek.

Zaten bu dönüşümün başarı kriteri de basittir:
Bir gün Ekrem İmamoğlu’nun herhangi bir sözünü hiçbir tereddüt duymadan alıntılayabiliyorsanız, başardınız demektir.

Yok hâlâ “kardeşim ben sekülerim ama bu partinin de hataları var” diyorsanız… geçmiş olsun.
Siz hâlâ “sekülerliğin eski sürümünü” kullanıyorsunuz demektir.
Güncelleme için sistem sizi otomatik olarak dışlayacaktır.

Seküler Kast Sistemi ve CHP Hiyerarşisi

Her mahallenin bir hiyerarşisi vardır, kabul. Ama Türkiye’deki radikal seküler çevrelerde bu hiyerarşi öyle incelikle örülmüştür ki, bir tür laiklik kast sistemi oluşmuştur.
Ve bu sistemde hangi sınıfa ait olduğunuzu, fikirleriniz değil, partisel sadakatiniz belirler.

En üstte, tartışmasız şekilde “CHP Sertifikalı Sekülerler” yer alır.
Bunlar, Altı Ok’un ruhunu bedeninde taşır. Her gün en az bir Atatürk görseli paylaşır, Parti Meclisi kararlarına metafizik bir bağlılık gösterir.
CHP’nin parti içi çekişmelerini takip ederken, adeta Vatikan’daki Kardinaller Meclisi’ni izler gibi titizdir.
Bu sınıf, sekülerliğin asıl sahibi ve koruyucusudur.
Siz ne kadar laik, modern ve demokrat olursanız olun; bu sınıfa doğrudan girmeniz mümkün değildir. Onlar gibi doğmalısınız.

Bir alt kasta “İnançlı CHP’liler” yerleştirilir.
Eleştirmezler ama sorgularlar.
Mesela Kemal Bey’in 13. yenilgisinden sonra biraz hayal kırıklığı yaşamışlardır ama hâlâ “asıl suç seçmende” diyebilecek kadar içselleştirmişlerdir sadakatlerini.
Bu sınıf, tereddütle sevmeyi bilir ama hiçbir zaman ihanete yeltenmez.


Cihad İslam YILMAZ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın