Enes EFENDİOĞLU

Enes EFENDİOĞLU

AK Parti’nin Türkiye’nin son yirmi yılında iktidarda kalabilmesinin temel nedenlerinden biri, siyaseti bir jenerasyon aktarımları süreci olarak görmesidir. Bu aktarımlar yalnızca milletvekilliği, belediye başkanlığı ya da bakanlık pozisyonları üzerinden değil, sivil toplumdan bürokrasiye, akademiden uluslararası kuruluşlara dek genişleyen bir etki alanı çerçevesinde kurgulanmıştır. Nitekim, AK Parti gençliğe yalnızca retorik düzeyde değil, kurumsal ve kadrosal düzeyde de alan açmıştır. Siyaset, bu anlayışta, sadece seçim dönemlerinde oy talep edilen bir faaliyet değil, aynı zamanda bir eğitim, formasyon ve karakter inşası sürecidir.

İşte bu zemin üzerinde yükselen isimlerden biri de Enes Efendioğlu’dur. Onu salt bir bürokrat, teknokrat ya da sivil toplumcu olarak tanımlamak yetersizdir. Enes Efendioğlu, bir siyaset neslinin nasıl yetiştirildiğini, nasıl sahaya taşındığını ve nasıl uluslararası temsile dönüştürüldüğünü gösteren bir vaka olarak ele alınmalıdır. Türkiye’de gençlik politikalarının yeniden tanımlandığı bir dönemde, hem içeride kurumsal yapıların inşasında hem de dışarıda Türkiye’nin gençlik diplomasisinin temsilinde oynadığı rol, AK Parti’nin “yeni nesil siyasetçi” arayışına dair güçlü bir örnek sunmaktadır.

Enes Efendioğlu’nun Temsili Figür Olarak Konumlanışı

Enes Efendioğlu, akademik çalışmalarıyla kamusal yönetim, halk sağlığı ve uluslararası gençlik politikaları gibi alanlarda uzmanlık geliştirdi. Ancak onun kamusal görünürlüğü, bir akademik kariyer çizgisiyle sınırlı kalmadı. Asıl dikkat çekici olan, genç yaşta kurduğu kurumsal yapılar ve bu yapılar aracılığıyla siyasetle kurduğu çok katmanlı ilişkidir. 2013 yılında henüz 21 yaşındayken kurduğu Sivil Yaşam Derneği (SİYAMDER), klasik anlamda bir sivil toplum girişimi olmanın ötesinde, AK Parti’nin gençlik politikalarına dolaylı ama güçlü bir katkı sunan bir kuluçka merkezi hâline gelmiştir.

SİYAMDER, özellikle 16-29 yaş arası gençlere odaklanan eğitim, sosyal katılım, gönüllülük ve bağımlılıkla mücadele programlarıyla dikkat çekmiş; kısa süre içinde 30’un üzerinde ilde faaliyet göstererek Türkiye çapında örgütlenen dinamik bir gençlik yapısına dönüşmüştür. Bu yapı yalnızca sosyal fayda üretmekle kalmamış, aynı zamanda AK Parti’nin gençlik kademeleriyle temas kuran, onları sahada destekleyen ve uluslararası görünürlüğü artıran bir işlev üstlenmiştir. Efendioğlu, bu yapının lideri olarak hem gençliğe hitap eden hem de siyasi kadrolarla eşgüdüm içinde çalışan “bağlantılı aktör” profiline örneklik etmiştir.

Bu yönüyle Enes Efendioğlu’nun temsili değeri, salt bireysel başarılarında değil, temsil ettiği yeni nesil siyasetçi modelinde saklıdır. Onun siyaset anlayışı, retorikten çok icraata, kimlikten çok kapasiteye, mensubiyetten çok üretkenliğe yaslanmaktadır. Bu bağlamda, AK Parti’nin 2010’lu yılların ortasından itibaren arayışına girdiği “liyakat temelli gençleşme” stratejisinin somutlaşmış örneklerinden biridir. Efendioğlu, ne sadece bir sivil toplum lideri ne de yalnızca bir bürokrattır; o, bu iki alan arasında kurulan köprünün taşıyıcı kolonudur.

Özellikle uluslararası alanda üstlendiği görevler AK Parti’nin içe kapanmayan, evrensel ağlara entegre olmayı hedefleyen gençlik vizyonuyla doğrudan örtüşmektedir. Dolayısıyla Efendioğlu, yalnızca kendi kuşağını temsil eden bir figür değil; aynı zamanda AK Parti’nin gençlik stratejisine yön veren bir semboldür. Bu sembol, gençliğin sadece kitlesel bir sosyolojik kategori değil, aynı zamanda stratejik bir aktör havuzu olarak görülmesinin sonucudur.

Gençlik Politikalarında Yapısal Dönüşüm ve Sivil Toplum Aracılığı

AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 yılından itibaren gençlik politikalarında dikkat çeken en belirgin dönüşüm, gençliğin pasif bir demografik kategori olmaktan çıkarılıp, aktif bir toplumsal özneye dönüştürülmesidir. Bu dönüşüm yalnızca kamusal söylem düzeyinde değil, aynı zamanda kurumsal yapıların inşasında, sivil toplumla kurulan ilişkilerde ve gençliğe açılan alanlarda somut şekilde kendini göstermiştir. Bu çerçevede Enes Efendioğlu’nun kurduğu Sivil Yaşam Derneği (SİYAMDER), klasik anlamda bir sivil toplum örgütünden çok daha fazlasını ifade etmektedir: bu yapı, gençliğin hem özneleştiği hem örgütlendiği hem de siyasetin kurumsal kodlarıyla temas kurabildiği bir ara yüz işlevi görmüştür.

Bu bağlamda Efendioğlu’nun katkısı, yalnızca bir dernek kurucusu olarak değil, bir model geliştirici olarak okunmalıdır. SİYAMDER’in sunduğu eğitim programları, özellikle bağımlılıkla mücadele, dijital okuryazarlık, sosyal sorumluluk ve akran eğitimi gibi temalara odaklanmıştır. Bu temalar, AK Parti’nin gençlik politikalarının da temel öncelikleriyle örtüşmektedir. Nitekim SİYAMDER’in 2017 yılında Birleşmiş Milletler Ekonomik ve Sosyal Konseyi (ECOSOC) nezdinde danışma statüsü kazanması, yalnızca bir STK’nın uluslararası tanınırlığı anlamına gelmemiş; Türkiye’nin küresel düzeyde gençlik politikası üretme kapasitesine dolaylı bir katkı sunmuştur.

Enes Efendioğlu’nun bu süreçte oynadığı rol, devlet ve sivil toplum arasındaki ilişkiyi yeniden tanımlayan bir ara aktörlük pozisyonudur. Onun geliştirdiği organizasyonel kapasite, gençliğin sadece bir hedef kitle olarak değil, aynı zamanda bir siyasi inşa ögesi olarak değerlendirilmesinin önünü açmıştır. Bu yönüyle AK Parti’nin “gençliğe alan açma” söylemi, Efendioğlu örneğinde somutlaşmış, profesyonelleşmiş ve küreselleşmiş bir içerik kazanmıştır.

SİYAMDER modeli, AK Parti açısından üç yönlü bir işlev icra etmiştir: gençliği siyasete hazırlayan bir kuluçka merkezi, kamusal politikaları toplumsal düzeyde test eden bir saha laboratuvarı ve uluslararası görünürlüğü artıran bir diplomatik arayüz. Bu yönüyle Enes Efendioğlu, yalnızca başarılı bir sivil toplum lideri değil; aynı zamanda AK Parti’nin gençlik kadrosunu sahada kuran, içeride güçlendiren ve dışarıda temsil eden bir stratejik aktör olarak konumlanmaktadır.

Uluslararası Platformlarda Türk Gençliğinin Sözcüsü Olarak Efendioğlu

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin dış politika vizyonu, özellikle 2010 sonrası dönemde çok boyutlu ve çok aktörlü diplomasi anlayışıyla genişlemiştir. Bu vizyon, yalnızca Dışişleri Bakanlığı ya da büyükelçilikler üzerinden değil; sivil toplum, gençlik örgütleri ve uluslararası kuruluşlardaki bireysel temsiller üzerinden de kendini inşa etmiştir. AK Parti, Türkiye’nin yumuşak gücünü artırma stratejisinde genç aktörleri stratejik bir araç olarak değerlendirmiştir. Enes Efendioğlu’nun uluslararası platformlardaki varlığı, bu stratejinin sahaya yansımış halidir.

Efendioğlu, 2023 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda 30 yaş altı konuşma yapan ilk Türk olarak kürsüye çıktığında, sadece bireysel bir başarıya değil, Türkiye’nin gençliğe dair küresel vizyonunun temsilciliğine de imza atmıştır. Orada dile getirdiği mesajlar Türkiye’nin uluslararası söylemleriyle doğrudan örtüşmektedir. Bu konuşma, gençliğin diplomatik bir temsile dönüşmesinin; Türkiye’nin genç yüzle dünyaya hitap etme stratejisinin somut bir örneği olmuştur.

Bununla da kalmayıp Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Avrupa Konseyi ve Avrupa Birliği nezdinde yürüttüğü gençlik projeleriyle, Türkiye’nin bu kurumlardaki pasif izleyici konumunu aktif içerik üreticisine dönüştürmüştür. Efendioğlu’nun bu yapılarda oluşturduğu etki, AK Parti’nin gençliğe uluslararası sorumluluk bilinci kazandırma hedefiyle birebir örtüşmektedir. Bu durum, AK Parti’nin “yerelden evrensele” açılan kadro anlayışını somutlaştıran örneklerden biridir.

Uluslararası kuruluşlarda görev alan aktörlerin çoğu zaman parti bağlantıları dolaylıdır. Ancak Efendioğlu’nun pozisyonu, doğrudan olmasa bile, ideolojik ve vizyoner düzeyde AK Parti’nin temsil kodlarını taşımaktadır. Bu, klasik anlamda bir siyasi parti mensubiyetinden çok, siyasi kültürün ve stratejik yönelimin taşıyıcısı olmak anlamına gelir. AK Parti’nin gençliğe yüklediği sorumluluk, sadece iç politikadaki temsil değil, aynı zamanda küresel ölçekte Türkiye’yi anlatabilecek genç aktörler yetiştirme sorumluluğudur. Efendioğlu bu noktada, Türkiye’yi “temsil eden” değil, “anlamlandıran ve anlatan” bir aktör haline gelmiştir.

Ayrıca uluslararası gençlik ağlarında, özellikle Avrupa Konseyi ve Birleşmiş Milletler bünyesindeki programlarda yürüttüğü görevler, Türkiye’nin gençlik politikalarının küresel tartışmalara dahil edilmesini sağlamıştır. Bu, yalnızca dış politika kazanımı değil, aynı zamanda iç politikada da AK Parti’nin gençliğe dair argümanlarını güçlendiren bir unsurdur. Gençliğin dünyayla rekabet eden, söylem üreten ve norm oluşturan bir özneye dönüşmesi, uzun vadede siyasi partilerin kadro derinliği açısından da stratejik değerdedir.

Enes Efendioğlu, bu bağlamda yalnızca AK Parti’nin dışa dönük yüzü değil; aynı zamanda Türkiye’nin gençliği merkeze alan bir diplomasi geliştirebileceğinin somut kanıtıdır. Onun varlığı, klasik dış politika aktörlerinin ötesine geçilerek inşa edilen yeni bir temsil modelinin örneğidir: genç, teknokrat, uluslararası meşruiyete sahip ve siyasal vizyona entegre.

Bürokratik Deneyim

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en ayırt edici yönlerinden biri, bürokrasiyi yalnızca yönetimsel bir aygıt olarak değil, Türkiye’nin geleceğini inşa edecek kadro havuzu olarak konumlandırmasıdır. Parti-devlet ilişkilerinin geleneksel çizgisi, AK Parti döneminde daha işlevsel, eşgüdümlü ve vizyoner bir biçime evrilmiştir. Bu çerçevede, genç kadroların yalnızca parti teşkilatları içinde değil, aynı zamanda devletin çeşitli kurumlarında görev alarak siyasal formasyonlarını pekiştirmeleri hedeflenmiştir. Enes Efendioğlu’nun Gençlik ve Spor Bakanlığı bünyesinde yürüttüğü görevler, bu vizyonun en somut yansımalarından biridir.

Efendioğlu, Bakanlık nezdinde yürüttüğü çalışmalarla yalnızca uygulayıcı bir bürokrat değil; aynı zamanda gençlik politikalarını tasarlayan, sahadan beslenen ve sahaya yön veren bir strateji kurucusu olmuştur. Türkiye genelinde uygulanan gençlik projelerinin içeriklendirilmesinden, uluslararası iş birliklerinin koordinasyonuna kadar geniş bir alanda aktif rol üstlenmiştir. Bu pozisyon, AK Parti’nin bürokrasiyi liyakat temelinde yapılandırma stratejisine denk düşmektedir. Zira Efendioğlu’nun sahip olduğu alan bilgisi, sivil toplum deneyimi ve küresel ağları, onu klasik bir memur profilinin çok ötesine taşımaktadır.

Parti içi kurumsallaşma açısından bakıldığında, Enes Efendioğlu’nun varlığı, AK Parti’nin gençlik politikalarını kişilere endeksli olmaktan çıkarıp, kurumsal akılla sürdürülebilir kılma çabasına katkı sunmuştur. Geliştirdiği proje kültürü, veri temelli yönetişim anlayışı ve stratejik iletişim becerisi, gençlik meselelerinin daha sistematik bir şekilde ele alınmasını mümkün kılmıştır. Bu durum, AK Parti’nin geleceğe yönelik kadro politikası içinde “genç ama pişmiş” bir profilin nasıl inşa edilebileceğine dair model sunmaktadır.

Netice itibarıyla, Enes Efendioğlu’nun bürokratik sahada edindiği tecrübeler, yalnızca bir kariyer başarısı değil; AK Parti’nin gençlik politikalarının kurumsallaşması yönündeki stratejik hamlelerin de bir parçasıdır. Onun deneyimi, partinin kurumsal yapısının yalnızca liderlik figürleri üzerinden değil, orta ve alt kadrolarda da vizyoner bireylerce taşındığını göstermektedir. Bu durum, AK Parti’nin “siyaseti meslek edinmiş değil, dava bilinciyle içselleştirmiş” kadro modeline uygun düşmektedir.


Cihad İslam YILMAZ sitesinden daha fazla şey keşfedin

Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.

Yorum bırakın