Bu hafta ajanslara bir haber düştü. “Üniversite öğrencisi genç anne ve babasını siyanürle zehirledi.” Her gün bir başka kan dondurucu olay ile karşı karşıya kaldığımızdan bu haber bana o kadar da şaşırtıcı gelmemişti. Ancak haberde öyle bir detay vardı ki ömrüm boyunca asla unutmayacağım.
Siyanürle zehirlenen ve birkaç dakika içinde ölecek olan anne küçük oğluna dönerek ‘Sakın polisi arayıp abini ihbar etme’ diyor… Bu cümleyi duyunca sarsıldım. Anne yüreğinin nasıl birşey olduğunu, neden cennetin annelerin ayakları altına serildiğini belkide ilk defa bu en somut biçimde idrak ettim…
Aslında bu haber küçükken bizlere anlatılan anne kalbi hikayesinin ete kemiğe bürünmüş hali…
Delikanlı, katı yürekli bir kızı sevmiş ve onunla evlenmek istemişti. Ancak kız, korkunç bir şart ileri sürerek:
– Senin sevgini ölçmek istiyorum, dedi. Bunun için de köpeğime yedirmek üzere bana annenin kalbini getireceksin.
Delikanlı, tüyler ürperten bu teklif karşısında ne yapacağını şaşırmış ve uzun bir tereddütten sonra hislerine mağlup olup annesini öldürmeye karar vermişti. Annesi, belki de durumu farkettiği icin oğluna fazla direnmedi. Ve cocuk, annesini öldürerek kalbini bir mendile koydu.
Delikanlı , kızın isteğini yerine getirmiş olmanın heyecanıyla yolda koşarken, ayağı bir taşa takıldı. Kendisi bir tarafa, mendil icindeki kalp bir tarafa fırladı. Canının acısından, ağzından ister istemez “Ah anacığım!” sözleri döküldüğünde annesinin tozlara bulanan ve hala soğumamış olan kalbinden bir ses yükseldi:
– Canım yavrum, bir yerin acıdı mı?
Cihad İslam YILMAZ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.