Sosyal olarak damgalanan, demir parmaklıklar ardında toplumdan izole edilen bir mahkumun “Tüm bunlara rağmen ben geldim Rabbim demesi” ve Rabbimin ona icabet etmesi.. O cezaevini Medrese-i Yusufiyye çevirmesi.. Belki de cezaevlerinin gerçek misyonunun ceza çektirmek değil ıslah etmek olduğunu gösteren en güzel hadise. Cezaevini bir son olarak görmemiş, toplumdaki damgalanmış imajına boyun eğip daha da hata bataklığında boğulmamış ve yeniden doğmuş. Hayatımız boyunca ben yapamam, benim için geç deyip ertelediğimiz herşeye cezaevinden çok güzel bir cevap vermiş. Allah şahit benim hayatım için de çok büyük örnek oldun. Benimde silkelenmeme vesile olduğun için Rabbim senden razı olsun, ayağını bu yeni girdiğin yolda sabit kılsın.
De ki: “Ey nefisleri aleyhine(günah işlemekle ömürlerini) isrâf eden kullarım! (Günahlara bulaştık diye) Allah’ın rahmetinden ümid kesmeyin! Şübhesiz ki Allah, bütün günahları bağışlar!” Doğrusu, Gafûr(çok bağışlayan), Rahîm (kullarına çok merhamet eden) ancak O’dur. (Zümer 53)
Cihad İslam YILMAZ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.