7 Haziran öncesi Medya, Paralel Yapı, Finans Grupları, Terör Örgütü, Marjinal Sol Kesim, Kürt Milliyetçileri ve Yabancı Mihraklar el ele verdi; HDP’yi barış meleği haline dönüştürdüler. Çok kısa bir sürede “Algı Yönetiminde” öylesine başarılı oldular ki Demirtaş adeta Popstar imajına büründü, 30 yıldır onbinlerce masum şehidin kanı ellerine bulaşmış terör örgütü mensupları “Kansız Beyaz Türkler ve Basiretsiz Müslüman Kürtler” tarafından kahraman ilan edildi.
Amaç belliydi HDP’nin barajı aşmasıyla 13 yıllık AK Parti iktidarı ve Yeni Türkiye ideali sona erecek, Bölgenin Yükselen Gücü Türkiye koaliayonlarla boğuşmaya mahkum bırakılacaktı. AK Parti’nin oy oranına hiçbir zaman ulaşamayacağını bilen Kaos Lobisi ve Muhalefet Partileri el birliği ile HDP’yi meclise taşıyarak AK Partinin tek başına hükümet kurmasını engellemeyi hedeflediler. Chp Genel Başkan Yardımcısı Murat Özçelik ve niceleri alenen Hdp’ye oy verdiklerini açıkladılar. Ve amaçlarına da ulaştılar. Sonuç olarak HDP şımartılarak %6’lardan %13’lere taşındı.
Ardından Kaos Lobisi tekrar devreye girip 2. Aşamaya geçti ve seçimlerden birinci Parti olarak çıkan AK Partiyi yenilmiş gibi göstermeye başladılar. Aslına bakılırsa AK Parti’nin seçimlerde başarısızlığı kesinlikle söz konusu değildir. Girdiği 10. Seçimde % 41 gibi rekor bir oy alan partinin başarısız ilan edilmesinin tek sebebi var. O da toplumda ve teşkilatta umutsuzluk yaratıp gücünü zayıflatmak ve kademe kademe Anap’laştırmak. Unutulan bir şey var. Anap darbe sonrası oluşmuş ve 4 eğilimi birleştiren konjektürel bir partiydi. Ak parti ise kökü mazide olan bir dava partisidir. Bu yüzden hiçbir teşkilat mensubunun ve hiçbir vatandaşın umutsuzluğa endişeye kapılmaması gerekmektedir.
Seçim sonrası bekledikleri hükümet boşluğunu bulamayan lobi son aşamaya geçti.
–Önce Daeş’in eline bomba verip SGDF’li gençler patlatıldı. Bu patlama öyle çelişkileri barındırıyor ki hayret etmemek elde değil.
–Sonra Adıyaman’da 1 asker şehit edildi.
–Ardından Ceylanpınar’da 2 polis şehit edildi.
–Bununla da yetinmediler İstanbul ve Adana’da sakallı oldukları gerekçesiyle 2 sivil vatandaşımızı şehit ettiler
–Dün gece baraj patlattılar..
–Ve bugün de Diyarbakır ile Kilis’te 2 şehit daha..
Suriye’de yapılmakta olan etnik temizlik ve demografik hareketler de göz önünde tutulduğunda uluslararası boyutlu bu kaos planına karşı tek vücut olup teröre karşı hep birlikte ortak tutum sergilememiz gerekmektedir. Sınır güvenliği konusunda önlemlerin arttırılması, uçuşa yasak alan, tampon bölge ve biran önce seçime gidilmesi de son derece önemlidir..
Star Gazetesinin sorduğu ve Kafamızı kurcalayan aşağıdaki soruların da biran önce cevaplanması gerekmektedir;
SGDF’lilerin polise “Bizi aramayın, kalabalık tahrik olmasın. HDP ile güvenliği sağlarız” dediği doğru mu? Böyle ise HDP’liler alana giren herkesi aradı mı? Aradıysa kimsenin tanımadığı canlı bomba alana nasıl girdi? Sakallı gördükleri her kişiye saldıran HDP’liler, ‘kara çarşaflı’ olduğunu iddia ettikleri eylemciden neden şüphelenmedi?
En ufak bir eylemi dâhi kaçırmayan ve o günkü basın açıklamasına katılacakları belirtilen HDP’li vekiller neden orada yoktu?
1 gün önce Suruç’ta bulunan Yüksekdağ, eski partisi ESP’nin yapılanması SGDF’nin basın toplantısına neden katılmadı? HDP’li Suruç Belediyesi’ne ait Kültür Merkezi’nde eylem alanını gören kameralar o gün neden kayıt yapmıyordu? Suruç, HDP’nin en korunaklı gördüğü yerlerden birisi iken, DAEŞ teröristi orada nasıl fark edilmedi? Olaydan hemen sonra canlı bombanın memleketi olan Adıyaman’daki şehit olayı tesadüf mü?
Peki ya Şanlıurfa İl Emniyet Müdürü Eyüp Pınarbaşı’nın paralel yapı ile ilgili söyledikleri aşağıdaki sözler… “teşkilatımızın içine sızdırdığı uzantıları kullanarak istihbarat faaliyetleri zafiyete uğratılmaya çalışılmıştır. İlimizin plaka tanıma sistemi abilerinden aldığı talimatla kapatılarak asayiş ve terör olayları tırmandırılmaya çalışılmıştır”
Cihad İslam YILMAZ sitesinden daha fazla şey keşfedin
Son gönderilerin e-postanıza gönderilmesi için abone olun.
